film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2015 Cumartesi

Havaya sokacak güzel bir film!

Geçenlerde yine yeni film haberlerine bakarken aklıma geldi ve izledim mükemmeldi. Lucy denen film bir harika. Bilimkurgunun resmen dibini gösteriyorlar. Üstelik oyuncu kadrosuda yapana atılacak gibi değil. Oyuncu kadrosunda Scarlet Johnson dan tutunda Morgan Freeman 'a gerçekten ünlü isimler var. Ayrıca konusu da şu şekilde:
Tayvan'ın başkenti Taipe'nin suça batmış yeraltı dünyası sokak çeteleri, mafya ve işbirlikçi polisler tarafından yönetilirken en aktif ticaret uyuşturucu ağı üzerinden yurutülür. Lucy, bu tehlikeli uyuşturucu şebekesinde, belalı bir çete için kurye olarak çalışmak zorunda kalan genç bir kadındır. Bir gün bir teslimat öncesinde taşıması için vücudunun içine yerleştirilen uyuşturucu, beklenmedik bir şekilde Lucy'nin vücuduna nüfuz edip kanına karışmaya başlayınca olağanüstü bir durumla karşılaşır; damarlarında dolaşan kimyasallar, ona insanüstü yetenekler kazandırmıştır. Artık akıl okuma, telekinezi ve acıyı hissetmeme gibi güçlere sahip olan genç kadın acımasız bir savaşçıya dönüşecektir.

23 Aralık 2014 Salı

Etkileneceğiniz güzel bir film!

Beni her izlediğimde benden alan filmler var. Ama vize dönemimden dolayı bu filmi unutmuşum.
Geçenlerde yine yeni film haberlerine bakarken aklıma geldi ve izledim mükemmeldi. V for Vendetta’yı her izlediğimde bana bu havayı yakalatması filmin bence en mükemmel filmler arasında olmasından olabilir. Tabi oyuncularından birinin gerçekten hayran olduğum biri olması da cabası. Herhalde Natalie Portman’ın izlemediğim filmi kalmamıştır. Filmin konusu da şu şekilde:
Remember, remember, the fifth of november! (Hatırla, 5 Kasımı hatırla!) sloganı ve gerçekleştirdiği eylemler yönetimi ve halkı hareketlendirir. (5 Kasım 1605; Guy Fawkes’un İngiliz Parlamento Sarayını havaya uçurma girişiminin tarihidir.) Sadece kapalı devre TV yayını yapılan İngiltere’de yayıncı kuruluşu basar ve bir sonraki sene 5 Kasım’da her şeyin değişeceğini ve onun gibi düşünen herkesin sonraki sene 5 Kasım’da Parlemento Binası’nın önünde toplanmasını ister.
Filmde bir yandan bir sene içinde halkın uyanışına, yönetimin gerildikçe baskıyı arttırmasına, özgürlük için gerekli temellerin atılmasına, dedektif Finch’in (Stephen Rea) V’nin ve despot rejimin sırlarını araştırmasına, diktatörlüğün doğuşu ve gelişmesine tanık olurken; diğer yandan Evey’in V’yi ve kendini tanıması, yönetimin kişisel yaşama saldırısı, özgürlüklerin korkulara kurban edilmesi anlatılmaktadır.
Filmin sonunda halk değişime hazırdır, diktatörü devirmek ve parlamentonun havaya uçmasını izlemek için suratlarındaki Fawkes maskelerine rağmen (ki o maskeleri tüm İngiliz halkına V yollamıştır), 4 Kasım geceyarısı parlementoya doğru önlerindeki askerlerden oluşmuş barikatı aşarak yürürler.Aynı anda V intikamını diktatörden, Adam Sutler’den (John Hurt), alır; ölümcül yaralarla Evey’e döner birbirlerine aşklarını ilan ederler. V, Evey’in kollarında ölür. Dedektif Finch, patlayıcı dolu metro vagonuna konmuş V’nin cenazesine ve vagonları harekete geçirmek üzere olan Evey’e ulaşır.Silahını doğrultur ama Evey’in sözlerinden etkilenir ve silahını indirir. Film parlamento binasının havaya uçurulması ile sona erer.
Filmde Londradaki iki anıt bina havaya uçurulur; filmin başında Londra Ağır Ceza Mahkemesi ve sonunda Westminister Sarayı, Çaykovski’nin 1812 Uvertürü eşliğinde yerle bir olur.
Film boyunca V maskesini sadece bir kez, ağlamak için çıkarır, bu sahnede de yüzü değil maske görünmüştür. Bu sahnede sürekli gülümseyen maske altında acı çeken ve ağlayan devrimci ve aşık karakter yattığı ironisi çok güzel vurgulanmıştır. Filmde V’nin yüzü hiç görülmez.

25 Kasım 2014 Salı

Magazinsel film haberleri!

Beni her izlediğimde benden alan filmler var. Ama vize dönemimden dolayı bu filmi unutmuşum.
Geçenlerde yine yeni film haberlerine bakarken aklıma geldi ve izledim mükemmeldi. V for Vendetta’yı her izlediğimde bana bu havayı yakalatması filmin bence en mükemmel filmler arasında olmasından olabilir. Tabi oyuncularından birinin gerçekten hayran olduğum biri olması da cabası. Herhalde Natalie Portman’ın izlemediğim filmi kalmamıştır. Filmin konusu da şu şekilde:
Remember, remember, the fifth of november! (Hatırla, 5 Kasımı hatırla!) sloganı ve gerçekleştirdiği eylemler yönetimi ve halkı hareketlendirir. (5 Kasım 1605; Guy Fawkes’un İngiliz Parlamento Sarayını havaya uçurma girişiminin tarihidir.) Sadece kapalı devre TV yayını yapılan İngiltere’de yayıncı kuruluşu basar ve bir sonraki sene 5 Kasım’da her şeyin değişeceğini ve onun gibi düşünen herkesin sonraki sene 5 Kasım’da Parlemento Binası’nın önünde toplanmasını ister.
Filmde bir yandan bir sene içinde halkın uyanışına, yönetimin gerildikçe baskıyı arttırmasına, özgürlük için gerekli temellerin atılmasına, dedektif Finch’in (Stephen Rea) V’nin ve despot rejimin sırlarını araştırmasına, diktatörlüğün doğuşu ve gelişmesine tanık olurken; diğer yandan Evey’in V’yi ve kendini tanıması, yönetimin kişisel yaşama saldırısı, özgürlüklerin korkulara kurban edilmesi anlatılmaktadır.
Filmin sonunda halk değişime hazırdır, diktatörü devirmek ve parlamentonun havaya uçmasını izlemek için suratlarındaki Fawkes maskelerine rağmen (ki o maskeleri tüm İngiliz halkına V yollamıştır), 4 Kasım geceyarısı parlementoya doğru önlerindeki askerlerden oluşmuş barikatı aşarak yürürler.Aynı anda V intikamını diktatörden, Adam Sutler’den (John Hurt), alır; ölümcül yaralarla Evey’e döner birbirlerine aşklarını ilan ederler. V, Evey’in kollarında ölür. Dedektif Finch, patlayıcı dolu metro vagonuna konmuş V’nin cenazesine ve vagonları harekete geçirmek üzere olan Evey’e ulaşır.Silahını doğrultur ama Evey’in sözlerinden etkilenir ve silahını indirir. Film parlamento binasının havaya uçurulması ile sona erer.
Filmde Londradaki iki anıt bina havaya uçurulur; filmin başında Londra Ağır Ceza Mahkemesi ve sonunda Westminister Sarayı, Çaykovski’nin 1812 Uvertürü eşliğinde yerle bir olur.
Film boyunca V maskesini sadece bir kez, ağlamak için çıkarır, bu sahnede de yüzü değil maske görünmüştür. Bu sahnede sürekli gülümseyen maske altında acı çeken ve ağlayan devrimci ve aşık karakter yattığı ironisi çok güzel vurgulanmıştır. Filmde V’nin yüzü hiç görülmez.

9 Kasım 2014 Pazar

Hayatınızda izleyeceğiniz en iyi filmlerden biri!

Beni her izlediğimde benden alan filmler var. Ama vize dönemimden dolayı bu filmi unutmuşum.
Geçenlerde yine yeni film haberlerine bakarken aklıma geldi ve izledim mükemmeldi. V for Vendetta’yı her izlediğimde bana bu havayı yakalatması filmin bence en mükemmel filmler arasında olmasından olabilir. Tabi oyuncularından birinin gerçekten hayran olduğum biri olması da cabası. Herhalde Natalie Portman’ın izlemediğim filmi kalmamıştır. Filmin konusu da şu şekilde:
Remember, remember, the fifth of november! (Hatırla, 5 Kasımı hatırla!) sloganı ve gerçekleştirdiği eylemler yönetimi ve halkı hareketlendirir. (5 Kasım 1605; Guy Fawkes’un İngiliz Parlamento Sarayını havaya uçurma girişiminin tarihidir.) Sadece kapalı devre TV yayını yapılan İngiltere’de yayıncı kuruluşu basar ve bir sonraki sene 5 Kasım’da her şeyin değişeceğini ve onun gibi düşünen herkesin sonraki sene 5 Kasım’da Parlemento Binası’nın önünde toplanmasını ister.
Filmde bir yandan bir sene içinde halkın uyanışına, yönetimin gerildikçe baskıyı arttırmasına, özgürlük için gerekli temellerin atılmasına, dedektif Finch’in (Stephen Rea) V’nin ve despot rejimin sırlarını araştırmasına, diktatörlüğün doğuşu ve gelişmesine tanık olurken; diğer yandan Evey’in V’yi ve kendini tanıması, yönetimin kişisel yaşama saldırısı, özgürlüklerin korkulara kurban edilmesi anlatılmaktadır.
Filmin sonunda halk değişime hazırdır, diktatörü devirmek ve parlamentonun havaya uçmasını izlemek için suratlarındaki Fawkes maskelerine rağmen (ki o maskeleri tüm İngiliz halkına V yollamıştır), 4 Kasım geceyarısı parlementoya doğru önlerindeki askerlerden oluşmuş barikatı aşarak yürürler.Aynı anda V intikamını diktatörden, Adam Sutler’den (John Hurt), alır; ölümcül yaralarla Evey’e döner birbirlerine aşklarını ilan ederler. V, Evey’in kollarında ölür. Dedektif Finch, patlayıcı dolu metro vagonuna konmuş V’nin cenazesine ve vagonları harekete geçirmek üzere olan Evey’e ulaşır.Silahını doğrultur ama Evey’in sözlerinden etkilenir ve silahını indirir. Film parlamento binasının havaya uçurulması ile sona erer.
Filmde Londradaki iki anıt bina havaya uçurulur; filmin başında Londra Ağır Ceza Mahkemesi ve sonunda Westminister Sarayı, Çaykovski’nin 1812 Uvertürü eşliğinde yerle bir olur.
Film boyunca V maskesini sadece bir kez, ağlamak için çıkarır, bu sahnede de yüzü değil maske görünmüştür. Bu sahnede sürekli gülümseyen maske altında acı çeken ve ağlayan devrimci ve aşık karakter yattığı ironisi çok güzel vurgulanmıştır. Filmde V’nin yüzü hiç görülmez.

5 Haziran 2014 Perşembe

Kendinizi bulabileceğiniz bir film!

İnsanlar sıkılınca çok farklı şeyler yapabilir. Ama en çok yapılan şey film izlemektir.
Geçenlerde film haberlerine bakarken izlenmesi gereken filmlerden birine denk geldim. Biliyorum büyük işsiz diyebilirsiniz bana ama öyleyim ne yapabilirim ki. Bazen sıkılınca değişik şeyler yapabiliyoruz.Neyse izlenmesi gereken şu filmden bahsedeyim. Filmin  adı Walter Mitty'nin Gizli yaşamı. Bir de konusuna bakalım :
Fantezi dünyasında sessiz sedasız bir hayat süren, tirajı yüksek "Life!" dergisinin fotoğraf arşivinde çalışmakta olan Walter, kendini hiç beklenmedik bir maceranın içinde bulur. Yeni iş arkadaşı Cheryl'la masumca flört etmeye başlamasının sonrasında hayatı, hayalindeki sevgilinin gerçeğe dönüşmesiyle değişir. Cheryl, onun uzun süredir düşlediği aşkın vücut bulduğu insandır. Ancak Walter, büyüsünün bozulacağını düşündüğünden hislerini Cheryl'a açıklamakta tereddüt etmektedir. Bir yandan da derginin artık yalnızca internetten yayın yapacağı haberini alması, onu işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya getirecektir. Derginin basılı yayın hayatına veda edeceği son sayısında çıkması planlanan önemli bir fotoğrafın yok olmasıyla işler karışır. Walter'ı ve Cheryl'ı akıl almaz olaylar ve sürpriz gelişmeler beklemektedir.

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Sıkıntınızın çözümü film haberleri!

İnsanlar sıkılınca çok farklı şeyler yapabilir. Ama en çok yapılan şey film izlemektir.
Geçenlerde film haberlerine bakarken izlenmesi gereken filmlerden birine denk geldim. Biliyorum büyük işsiz diyebilirsiniz bana ama öyleyim ne yapabilirim ki. Bazen sıkılınca değişik şeyler yapabiliyoruz.Neyse izlenmesi gereken şu filmden bahsedeyim. Filmin  adı Walter Mitty'nin Gizli yaşamı. Bir de konusuna bakalım :
Fantezi dünyasında sessiz sedasız bir hayat süren, tirajı yüksek "Life!" dergisinin fotoğraf arşivinde çalışmakta olan Walter, kendini hiç beklenmedik bir maceranın içinde bulur. Yeni iş arkadaşı Cheryl'la masumca flört etmeye başlamasının sonrasında hayatı, hayalindeki sevgilinin gerçeğe dönüşmesiyle değişir. Cheryl, onun uzun süredir düşlediği aşkın vücut bulduğu insandır. Ancak Walter, büyüsünün bozulacağını düşündüğünden hislerini Cheryl'a açıklamakta tereddüt etmektedir. Bir yandan da derginin artık yalnızca internetten yayın yapacağı haberini alması, onu işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya getirecektir. Derginin basılı yayın hayatına veda edeceği son sayısında çıkması planlanan önemli bir fotoğrafın yok olmasıyla işler karışır. Walter'ı ve Cheryl'ı akıl almaz olaylar ve sürpriz gelişmeler beklemektedir.

10 Nisan 2014 Perşembe

Film haberlerine bakmanın yararları!

Geçenlerde film haberlerine bakıyordum. İyi ki bakmışım çünkü uzun zamandır izlemediğim çok iyi bir  film aklıma geldi.
Tekrar izleyince bir kez daha filmin ne kadar muhteşem olduğunu fark ettim. Merak ediyorsunuzdur hangi film diye söyleyeyim Esaretin Bedeli'ni izledim. Yapılmış en mükemmel filmlerden biri özellikle de hayranı olduğunuz aktör ve ya aktrislerden biri oynuyorsa. Filmin konusu şöyle:

Esaretin Bedeli (İngilizce: The Shawshank Redemption), Frank Darabont'un senaryosunu yazdığı ve yönettiği, başrollerinde Tim Robbins ve Morgan Freeman'ın yer aldığı 1994 yapımı Amerikan dram filmidir.
Stephen King'in Rita Hayworth ve Shawshank'in Kefareti adlı novellasından uyarlanan film, masumiyetini iddia etmesine rağmen karısını ve sevgilisini öldürdüğü gerekçesiyle Shawshank Devlet Cezaevi'nde yaklaşık 20 yılını geçiren bankacı Andy Dufresne'in hikayesini anlatır. Cezaevinde kaldığı süre boyunca diğer mahkûmlardan Ellis Boyd "Red" Redding ile arkadaşlık kuran Dufresne, cezaevi müdürünün para aklama faaliyetlerine yardım etmeye başladıktan sonra gardiyanlar tarafından korunmaya başlanır.
Film, gişe hasılatının bütçesini zor karşılamasına rağmen eleştirmenlerden olumlu eleştiriler aldı ve birçok ödüle aday gösterildi. Sonrasında kablo televizyon, VHS, DVD ve Blu-ray üzerinde dikkate değer bir ilgi gördü. Amerikan Film Enstitüsü'nün hazırladığıAFI'nın 100 Yılı... 100 Film listesinin 10. yıldönüm sayısına dahil edildi.